Gezi blogger’ı Seymen Bozarslan, ülkemizin doğusundaki zenginlikleri keşfetmek için yol arkadaşı Ford Kuga ile bir başka yolculuğa çıktı. Bu keyifli yolculuğun ardından hem gözüne hem damağına hitap eden güzellikleri siz Ford Blog okuyucuları için cümlelere döktü. Gelin, birlikte okuyalım!

Doğu Anadolu gerçekten özel bir yer. Bu hevesle Ford Kuga ile yola çıktım. Muş ve Bitlis’in güzelliklerini, tarihini, lezzetlerini yerinde gözlemledim ve bu güzide coğrafya beni yine şaşırtmadı. İnanılmaz güzel insanlarla tanıştım, çok güzel yerler gördüm, hatıralar edindim. 3 günlük seyahatte Muş ve Bitlis’te bakalım neler keşfettim? Hep beraber göz atalım mı?

Muş

Muş merkez gerçekten küçük bir merkez. Eski adıyla İstasyon Caddesi, yeni adıyla Atatürk Caddesi şehrin en işlek merkezi. Tüm alışveriş noktaları ve kafeler burada. Muş’un merkezini yarım gün bile sürmeden bitirebilirsiniz ama çevresindeki güzellikler ise dillere destan durumda.

Muş Merkezde Görülebilecek Yerler

  • Murat Köprüsü: Efendim Muş’a geldiyseniz öncelikli olarak tarihi Murat Köprüsü’nü görmenizi öneririm. Özellikle yaz aylarında geldiyseniz köprü civarındaki sedirlerde oturabilir, hem Murat Nehri’ni izleyebilir hem de bu güzel manzaraya karşı lezzetleri deneyimleyebilirsiniz.
  • Muş Kalesi: Muş Kalesi artık yıkılmış ama şehri tepeden görebileceğiniz bir alan hala mevcut. Buradan Muş’a tepeden bakarak şehri daha iyi gözlemleyebilirsiniz.
  • Ulu Camii: Tahminen 979 yılında moloz taştan yapılmış bir cami. 1966 yılında yıkılmış fakat 1968 yılında tekrar inşa edilmiş. Hala aslına uygun şekilde şehrin en önemli camilerinden biri olarak hizmet veren bir ibadethanedir.
  • Hacı Şeref Camisi: 1307 tarihinde yapılmış bir cami. Muş’un en eski tarihi yapılarından birisi. Selçuklu döneminden kalma nadide bir eser gerçekten.
  • Hamurpet Gölü: Meşhur Muş Ovası’nın en güzel doğa harikalarından birisidir Hamurpet Gölü. Kaynak ve kar suları ile beslenen gölde sazan balığı, ördek ve kazları bol miktarda görebilirsiniz. Krater gölü olarak geçen Hamurpet, Muş halkının da en önem verdiği ve sık ziyaret ettiği yeşil alanlardan.
  • Muş özellikle ocak ve şubat aylarında metrelerce yüksekliği bulan kar seviyesi nedeniyle fotoğrafçıların uğrak yeri. Benim bu sene ziyaretimde şansıma kar seviyesi düşük olsa da yine de keşif açısından son derece önemli bir tecrübe kazandım Muş’ta.

Peki, Muş’ta Nerede, Ne Yenir?

  • Eywan: Muş’un en güzel yoğurtlu kebabını burada yiyebilirsiniz. Ayrıca tatlıları da fena değildir.
  • Şerafettin’in Yeri: Muş’un yerlisine sorduk. Check-in yaparken bile bulamayacağınız kadar yerel bir mekan. Kebabı gerçekten bayağı iyiydi.
  • Sinan’ın Yeri Kahvaltı Salonu: Tamamen yerel bir yer daha. Kahvehane gibi biraz. Siz oturursunuz, dışarıdan ekmeğiniz gelir. Burada seçtiğiniz kahvaltılıklar anne evi gibi ufak kaselerde sunulur. Öyle kendine has bir yer.

Bitlis

Bitlis gerçekten beni inanılmaz şaşırtan ve “Tadı damağımda kaldı.” hissini veren bir şehir bana. Çok fazla görülecek yeri olduğunu düşünüyorum. Bu yüzdendir ki 1,5 gün zor yetti bana. Gezmekten, fotoğraflamaktan keyif aldığım bir yerdi gerçekten. “Bitlis’te 5 minare” izinde geldiğim bu güzide şehirde lezzetlerinden doğal sularına, tepelerine, Van Gölü kıyısına kadar bakalım neler gördüm neler?

  • Tarihi Bitlis Merkezi: Bitlis’in evleri, camileri ve kalesi meşhur. Yakın zamanda adını çok duyacağımızı düşündüğüm bu tarihi merkezde 1300’lü yıllara kadar tarihi olan evler var. Özellikle Bitlis Kalesi ve seyir terasından müthiş Bitlis manzarasını doyasıya izleyebilirsiniz.
  • Güroymak: Burayı bayağıdır araştırıyordum ve sonunda geldim. Öncelikle yolun bir kısmının balçık olması Ford Kuga’yı gerçekten hiç korkutmadı. Burası mandaların temizlenmek için sıcak suya sokulduğu bir bölge. Mandalar burada hem rahatlıyor hem temizleniyor. Neredeyse her hafta sonu yapılan bu jest karşılığında hayvanların çok güzel tereyağı ve süt verdiği söyleniyor.
  • Nemrut Krater Gölü: Kış aylarında buraya çıkılamıyor. Yol tamamen karla kaplı olduğu için ulaşım zor sağlanıyor. Fakat kayak merkezine kadar gidebildim. Krater gölüne 8 km kala maalesef ilerleyemedim. Ama volkanik hareket nedeniyle oluşan ve Bitlis’in en önemli değerlerinden olan bu krater gölüne mutlaka gitmenizi öneririm. Özellikle gün batımını izlemek için gerçekten müthiş bir yer.
  • Tatvan: Van Gölü kıyısında çok güzel bir merkez gerçekten. Doğunun denizi derler Van Gölü için, gerçekten öyle hissedersiniz. Sanki bir deniz kenarında oturuyorsunuz, sahilde yürüyor gibisiniz. Öyle güzel bir merkezdir Tatvan. Buradan ayrıca Van’a feribotla geçebilir, Akdamar Adası’nı da ziyaret edebilirsiniz.
  • Ahlat: Selçukluların mezarlıkları burada. Bitlis’in derin geçmişini burada daha iyi anlayabiliyorsunuz. Ahlat içerisinde yer alan tarihi bölgede zamanında yerleşimin olduğu mağaraları ziyaret edebilir, sosyal statülerine göre uzunluğu olan 6000’den fazla mezarlığı ziyaret edebilirsiniz. Mezarlıklarda inanılmaz işçilikler var bunları inceleyebilirsiniz.

Bitlis’te Nerede, Ne Yenir?

  • Azmi’nin Yeri: Büryan Bitlis’in mi Siirt’in mi hala bilmiyorum, ama yediğim en iyi büryanlardan birisini burada yedim. Bayağı iyiydi gerçekten.
  • Muhittin Usta’nın Yeri: Bitlislilerin büryanı en çok yediği yerlerden birisi. Tavsiyeler burayı gösterdi.
  • Taht-ı Van: Bitlis’te “Nerede kahve içsem?” derseniz Tatvan’ı öneririm. Burası gayet dinlendirici bir yer.

 

Ford Kuga ile 3 gün geçirdiğim Muş ve Bitlis yollarında, özellikle aracın iç hacmi ve yol tutuşu Nemrut Gölü’ne çıkarken oldukça güven verdi. Ayrıca, Güroymak’ın bir kısmı bataklık olan yollarında aracın gücü sayesinde saplanmadan çıkmayı başardım. Bu yolculukta hoşuma giden bir diğer mesele ise aracın multimedya sistemi oldu. Navigasyon ve Bluetooth özellikleriyle yolculuk biraz daha keyifli ve kolay hale geldi. Ayrıca araçta bulunan 2 USB girişi de elektronik cihazlar için son derece yararlıydı. Doğuda yeni rotalarda görüşmek üzere…