Gezi blogger’ı Seymen Bozaslan bu sefer Anadolu’nun neresinde? Seymen, siyah Ford Ranger ile bembeyaz karla kaplı Kars’ın tadını çıkardı! Türkiye’nin en doğusunda yer alan Kars’ta harika bir hafta sonu geçirirken Ford Ranger’ın üstün yol tutuşuyla kendini oldukça güvende hisseden Seymen, buraya adeta hayran kalmış! Gelin, bir de ondan dinleyelim bu yolculuğu; keyifli okumalar Ford Blog okurları!

#FordileYolda sloganıyla Anadolu’yu turlamaya devam! Bu haftanın rotası Kars oldu ve benim için de büyük bir tecrübe oldu gerçekten. Üçüncü kez gittiğim Kars’ta Ford Ranger ile bambaşka bir tecrübe yaşadım. Âşıkları dinlerken daldım gittim, kızakta göl üzerinde giderken Tekin Amca’dan türkü dinledim, Boğatepe’de Kars yaşamına şahit oldum, Eston kökenli Agust’un evinde çay içtim vs. İstanbul’da betonlar arasında geçirebileceğim bir hafta sonunu Kars’ta çok güzel insanlarla geçirdim. Haydi, gelin sizlere en doğumuzdan, Kars’tan birkaç şey anlatayım. Ne dersiniz?

Boğatepe Köyü

İlhan Abi ve Zümran Abla öyle bir emek vermiş ki haritada bile zorlukla bulunan, tabelası bile olmayan 200 nüfuslu bir köy bir anda Türkiye’de tanındı, Kars turizminin bir parçası haline geldi. Anadolu kadınının sadece tandırda ekmek yapmadığını aynı zamanda başka şeyler de başarabileceğini gösterdiler, vesile oldular. 2007 yılında kurdukları Boğatepe Derneği ile birlikte kadınlar kendi potansiyellerini keşfetmiş, Fransızca ve yoga dersleri almışlar. Sağlıklı yaşam hakkında uzmanlardan bilgiler almışlar ve köyde kendi müzelerini kurmuşlar. Kars peyniri ve gravyerini anlatan bir müze var bu köyde, evet. İşin en güzel yanı ise kahvaltı kısmı. Köy camii önüne geldiğinde sağ tarafta kadın bakkal yazan bir yer var. Buraya kahvaltı için “Müsait biri var mı?” diye sorduğunuzda o an köyde kim müsaitse eve misafir oluyorsunuz. Kars’ın ev hayatını yaşıyorsunuz. Sohbet ediyorsunuz, organik bir kahvaltı yapıyorsunuz. Bence en duygusal deneyimlerden birisi. Kahvaltı fiyatı: 25 TL.

Aygır Gölü

Boğatepe Yolu üzerinde (zaten göreceksiniz) müthiş bir göl var. Kenarına kadar gittim, donmuş manzarada öyle bakakaldım. Gerçekten inanılmaz bir doğası var. Geleceğin Çıldır’ı olur mu? Olabilir. Özellikle aracın arazideki performansını en iyi test ettiğim bölge burası oldu. Karlı yollardan sorunsuz en ufak bir problem yaşamadan geçtim!

Çıldır Gölü

“Bir de yazın görmelisin ne güzel olur.” diyorlar burası için. Kışın öyleyse yazın da çok güzeldir kesinlikle. Ben kışı anlatacağım yine de. Kars merkezden 70 km uzaklıkta Çıldır Gölü’nü gördüğünüz anda rotada sırasıyla Günay’ın Yeri, belediyenin yaptırdığı köşkü ve Atalay’ın Yeri’ni göreceksiniz. Göl ocak-mart aylarında tamamen donuyor. Her yerden gölün üzerine çıkarak yürüyebiliyorsunuz fakat bu üç mekân önünden göle yürürseniz aktivite yapabileceğiniz noktalara da ulaşabiliyorsunuz. Kızak, kar motoru ve at üzerinde turlar yapabilirsiniz. Kızak turu kişi başı 20 TL, kar motoru 50 TL, at turu ise 25 TL. Bu rakamları ödeyerek Çıldır’da daha farklı bir tecrübe yaşayabilirsiniz. Yemek konusunda ise mekân sayısı zaten bir elin parmağını geçmediği için Atalay’ın Yeri’ni öneriyorum. Sarı balık yemelisiniz mutlaka. Ayrıca yine Atalay’ın Yeri’nin önünde kızakçı Tekin Akçay ile kızak turu yapmanızı ve türküsünü dinlemenizi öneririm. En güzel hatıralarınızdan biri olacağı kesin.

Ani Harabeleri

Buraya harabe değil de Ani Antik Kenti demeyi öyle çok isterdim ki… Sıfır noktasında Arpaçay’ın bir yakası biz, diğer yakası Ermenistan. Zamanında İstanbul ve Bağdat’a rakip olan bir yermiş Ani. 100.000 civarında nüfusu olduğu tahmin ediliyor. Büyük bir şehirmiş gerçekten. Özellikle rehber eşliğinde gezdiğinizde daha çok bilgi öğrenebilirsiniz. Günümüze gelebilen yapı sayısı gerçekten çok az fakat yine de Ani, kalan harabeleriyle son derece önemli bir merkez turizmimiz için. Duvardaki yazıları görünce içiniz sızlayacak o ayrı. Neden tarihi eserlere kalemle zarar veririz, isimlerimizi yazarız hala anlayamıyorum.

Karacaören Köyü

“Karacaören Köyü’nü hiç duymamıştık, hayırdır?” diyeceksiniz. Hayır efendim. Kars Karacaören zamanında Ruslar tarafından esir alınan Almanların kurduğu bir köy. Burada köyü kurduktan sonra nüfusları da artmış fakat bir süre sonra göçler başlamış. Kimi başka ülkelere, kimi Asya’ya gitmiş, kimi ise Almanya’ya işçi gitmiş. Yani Alman kökenli insanlar yine ekmek davasına kendi memleketlerine gitmişler. Bu esir düşen binlerce aileden üç aile kalmış geride. Birinin evine misafir oldum. Agust Albuk adı. Kendi Hristiyan, eşi Müslüman. Evlerinde iki din aynı anda yaşanıyor, iki tarafın da dini bayramları aynı anda kutlanıyor. Üç çocukları var. Üç çocuğu da çift din şimdilik. İki dini de kutlarlarmış. Agust, din konusunda 18 yaşında kendi kararlarını kendileri verirler diyor. Babası Alman, annesi Eston olan Agust gerçekten tanışmaya değer birisi. Derme çatma bir evde hayalleri için atölye kuracağı günü bekliyor ve diyor ki; “Benim kökenim Türk değil ama Atatürk’ü atam, Türk bayrağını bayrağım gibi görüyorum her zaman.”

Kars Müzesi

Evli olan bir genç kız varsa kafasında fesi olurmuş, feste ise kaç yıldır evliyse o kadar altın. Ayrıca her genç kızın kendisini, damadın annesine beğendirmesi için en az 30 elbisesi olurmuş. Ne kadar süslüyse şansı o kadar yüksekmiş. Nereden mi biliyorum? Bu müzeden. Kars Müzesi, Kars hayatına dair çok fazla şey öğretiyor gerçekten.

Kars Harp Müzesi

Müze konusunda Türkiye ciddi bir yol aldı bence. Gittiğim müzeler o yörenin duygularını öyle iyi yansıtıyor ki bazılarında ağlamaklı oluyorum diyebilirim. Kars Harp Müzesi de öyle. Ses ve görüntü sistemleri o kadar güzel kullanılmış ki, kapıdan girdikten sonra bambaşka bir dünyaya geçiyorsun. İnanılmaz bir enerji var içeride. Gurur duyar çıkarsınız. Öyle özel.

Kars Merkezi

Doğu’da böyle yer gerçekten azdır. Geniş kaldırımlar, işlenmiş taşlar, büyük pencereler, ustaların elinden çıkan onlarca bina… Kimi devlet tarafından korumaya alınmış, kimi turizme kazandırılmış, kimi ise harabe. Sahiplerini bekliyor. Ama görülesi noktalar var gerçekten. Mesela eski valilik, defterdarlık, Tuncay Güvensoy Evi, Katerina Hotel, Cheltikov Otel, Kars Kaz Evi ve daha daha…

Bitti mi? Asla. Dedik ya Kars dolu dolu bir hafta sonu için inanılmaz bir yer diye. Kars Kalesi ve onun hemen karşı tepesinde eskiden insanlık heykelinin bulunduğu tepeler var. Fotoğrafa karşı ilginiz varsa özellikle eski insanlık heykelinin bulunduğu tepeye çıkmanızı öneririm.

Sarıkamış

Sarıkamış bize hep şehit verdiğimiz binlerce askerimizi hatırlatsa da günümüzde kayak tesisleri açısından son derece önemli bir bölgemiz. Özellikle pistin güzel olması ve otel fiyatlarının daha uygun olması açısından son dönemde tercih edilen bir kış sporları merkezi.

Ford Ranger ile yaptığım bu yolculukta aracın özellikle Aygır Gölü ve Çıldır Gölü civarında kar ve balçık ile olan mücadeleden hiç zorlanmadan çıkmasına şahit olduktan sonra “Hah, tamam!” dedim. Bu araç bir kez daha bana kendimi güvende hissettirdi. Gerçekten deyim yerindeyse canavar gibi bir araç Ranger. 4x4H ve 4x4L modları sayesinde birçok zorlu yolda ve arazide sorunsuz yolculuk yaptım. Yeni bir #FordileYolda macerasında görüşmek üzere…