Engine Of The Year Award Jürisi-Gazeteci-TV ve Radyo Programcısı  Volkan Demirkuşak, Ford Blog için Ecoboost motorumuzu kaleme aldı.Keyifli okumalar.
Volkan Demirkuşak

 

Eskilerin bol gürültülü, bol hacimli motorlarına çoktan veda ettik. Downsizing diye adlandırılan hacim küçültme operasyonu tüm otomobil markalarının ulaşmak istedikleri en önemli hedef olurken, sıra sıra yeni motorlar tanıtılmaya devam ediyor.
Eskilere göre “hacimsiz ya da çelimsiz“ diyebileceğimiz bir su şişesi hacmindeki verimli motorlar sektöre “merhaba” dediklerinden bu yana, markalar arasındaki uçurum da büyüyor. İşe ciddi Ar-Ge harcayarak devam eden  pek çok marka var. Benim de arasında bulunduğum Engine of The Year Awards jürisinin karşısına da genelde bu markaların üretmiş olduğu motorlar çıkıyor. Ford’un 1.0 litrelik EcoBoost motoruyla son 3 yılın kazananı olmasında bu çalışmanın payı büyük.

 

Bir dönem aklın ucundan geçmeyecek boyutlarda 1.0, 1.2, 1.4 litrelik benzinli veya dizel motorları görüyor olmak artık pek şaşırtmıyor insanı. 1.0 litrenin altındaki hacimli motorlu otomobiller için “bu gider mi” eleştirileri bile azaldı. Yani işin yönü bu. Geleceğin otomobilleri de oyunun kurallarına uymak durumunda. Gerek çevre düzenlemeleri gerekse artan yakıt fiyatları daha çevreci ve verimli motorlu araçları mecbur kılarken, yola erken çıkanlar kazanmaya devam ediyor. O yüzden motor deyip geçmemek şart.
Özellikle satış noktasında tasarım ne denli etkiliyse, motor ve şanzıman uyumu da o denli önemli. İşte markalar artık motoru geliştirirken çoktan ona eşlik edecek şanzımanı da planlamış oluyorlar.

 

1.0 EcoBoost

 

Peki kullanıcı olarak bize ne kalıyor? O homurtulu V8’ler yerini bol tıslamalı, 1,2 veya 3 turbolu daha küçük hacimli teknolojik motorlara devrederken biz otomobil tutkunları da daha az mekanik, çokça teknolojik makinelerle çağa ayak uydurmak durumunda kalıyoruz. Egzozundan kömür atığı gibi siyah duman çıkartan modeller yerine ışıklarda sessizleşen otomobillere alışıyoruz. Egzoz veya motor sesi yerine hopalörlerden bu sesleri duyuyoruz. Yani hayat teknolojikleşiyor, biraz duyguları kaybediyoruz ve nihayetinde hayatta genelde değişimlere hızlı adapte olanlar ayakta kalıyor.

 

İşte Ford da bunu yapmış.

 

Volkan Demirkuşak