Çalışanlarımızla birlikte keyifle okuduğumuz kurumsal dergimiz “Aramızda”, her sayısıyla bize farklı bakış açıları kazandırmaya devam ediyor. “Aramızda” kariyer hayatımızda yeni kapılar açan yazılardan kültür sanat dünyasının yıldızlarıyla yapılan röportajlara, gezilecek yerler listemize almamız gereken dünya güzelliklerine kadar birçok renkli satırla bizi okumaya davet ediyor.

Çalışanlarımızla “aramızda” kalmasını istemediğimiz keyifli bir gezi yazısını siz Ford Blog okuyucularımızla da paylaşmak istedik. Bu nedenle sizi “Aramızda” dergisi yazarı İbrahim Türmiş’in İtalya’nın kızıl, şişman ve bilmiş şehri Bologna yazısıyla eşsiz bir yolculuğa çıkarıyoruz.

***

İtalya deyince aklımıza Roma ya da Venedik gibi şehirlerin geldiği doğrudur. Ancak bu sefer sizi bambaşka bir şehire götüreceğiz. İyi korunmuş tarihi, meşhur mutfağı, zengin ve soylu geçmişiyle burası, İtalya’nın en güzel şehirlerinden birisi olan Bologna!

Bologna

Hani her şehrin bir unvanı vardır ya, “Yedi Tepeli Şehir” dediğimiz gibi İstanbul’a… İşte İtalya’da da durum böyle. Roma’ya “Ölümsüz”, Venedik’e “Huzurlu”, Floransa’ya da “Mutlu Şehir” demişler. Ancak Bologna bir tek unvanla yetinmemiş ve üç tane birden kapmış. Üstelik her biri için de oldukça haklı nedenleri var. “Bologna la Dotta” yani “Bilmiş Bologna” denmiş, zira dünyanın ilk üniversitelerinden biri olan Bologna Üniversitesi, 1088 yılında bu şehirde kurulmuş. Bu arada Bologna aynı zamanda bir üniversite şehri… “Bologna la Rossa” yani “Kızıl Bologna” denmiş, çünkü ta Orta Çağ’dan beri göz kamaştıran kızıl mimarisi ile herkesi kendine hayran bırakmış. Son olarak da “Bologna la Grassa” yani “Şişman Bologna” sıfatını almış ki bunun için az bile söylenmiş, zira burada kalıp da şişmanlamamak elde değil! Meşhur bolonez sosa ismini veren şehirde, her köşe başında bir restoran ya da şarküteriye rastlamak mümkün. Bologna aslında bir arkadlar/revaklar şehri ve hepsi birbirinden güzel! Şehrin abartısız neredeyse tüm cadde ve sokakları revaklarla sarılmış. Bolognalı’ların “portico” dedikleri bu revaklar, yazın kafanıza güneş geçmesini engellerken, kışın da yağmur ve kardan koruyor sizi. Abarttığımızı düşünüyorsanız tekrar söyleyelim: Şehrin tarihi merkezinde revaksız bir bina bulmak neredeyse imkânsız!

Bologna

Nasıl Gidilir, Nasıl Gezilir?

İstanbul’dan Bologna’ya hem THY hem de Pegasus Hava Yolları’yla ortalama 1 saat 50 dakika gibi kısa bir yolculuktan sonra varabiliyorsunuz. Üstelik Bologna’yı yürüyerek gezmek de çok kolay. Merkezden çok uzak bir yerde konaklamadığınız sürece şehrin her yerini yürüyerek dolaşabilirsiniz. Zira Bologna’da gezilecek ve görülecek yerlerin hemen hemen hepsi “centro storico” dedikleri tarihi merkezde yer alıyor ve birbirine oldukça yakın. Şimdi gelelim “Kızıl Şehir” Bologna’nın gezilecek ve görülecek bazı önemli noktalarına.

Maggiore ve Nettuno Meydanları (Piazza Maggiore ve Piazza Nettuno)

Bologna’nın tarihi merkezinde yan yana yer alan bu iki meydan; Neptün Çeşmesi, Palazzo Comunale ya da Palazzo d’Accursio dedikleri belediye binası, Sala Borsa Kütüphanesi, San Petronio Kilisesi, Palazzo dei Notai (San Petronio Kilisesi’nin yanındaki bina) ve ses geçiren bina olarak da bilinen Palazzo del Podestà gibi birçok önemli esere ev sahipliği yapıyor.

Bologna

San Petronio Kilisesi

Maggiore Meydanı’nın en heybetli ve muhteşem yapısı şüphesiz San Petronio Kilisesi. Bologna’nın en büyük ve en önemli kilisesi olan San Petronio, İtalya’nın gotik kiliseleri arasında da önemli bir yere sahip. 1390 yılında temelleri atılan kilisenin yapımı tam 300 yıl sürmüş. Bu muhteşem katedrali hiçbir ücret ödemeden gezebilirsiniz.

Garisenda ve Asinelli Kuleleri

Şimdi gelelim Bologna’nın en meşhur simgelerinden olan eğik ikiz kuleler Garisenda ve Asinelli’ye. Orta Çağ’da kuleler, soylu ailelerin gücünü ve servetini gösterme biçimleriydi ve her soylu ailenin muhakkak kendi gücüne göre bir kulesi olurdu. Yapımına 1109 yılında başlanan Garisenda ve Asinelli kuleleri, bir dönemler Bologna’nın kent siluetini süsleyen yaklaşık 200 Orta Çağ kulesinden geriye kalan bir avuç kuleden ikisi. Yapıldıktan sonra eğilmeye başlayan bu iki kuleye İtalyanlar “torri pendenti” yani “yaslanan kuleler” demiş. Bu meşhur kuleler aynı zamanda şehrin en güzel manzaralarının da izlendiği yerler. 50 metre boyunda olan Garisenda’ya güvenlik nedeniyle çıkmak yasak, ancak 97,5 metrelik rakibi Asinelli’ye 486 basamağı göze alarak çıkabiliyorsunuz. Kuleye çıkış bileti ise 3 euro.

Bologna Mutfağı

Bologna’nın İtalya’nın gastronomi merkezi olduğunu söylemiştik. Bologna denince akla ilk gelen lezzet şüphesiz meşhur bolonez soslu makarna. Yalnız dikkat etmeniz gereken bir nokta var; Bologna’lılar bolonez sosa “ragu” diyorlar. Dolayısıyla menüde “ragu” yazıyorsa bolonez sosu buldunuz demek. Şehirde lezzetli ve taze bolonez soslu makarnayı yiyebileceğiniz birçok adres var, ancak biz size çok özel bir yer önereceğiz: Trattoria Anna Maria. Yaklaşık 30 yıldır Bologna’lıları taze makarna ve geleneksel yemeklerle besleyen Anna Maria’nın Trattoria’sının ünü şehrin sınırlarını çoktan aşmış durumda. Bologna’nın makarnaları dışında şarküteri ürünlerinin de çok meşhur olduğunu söyleyebiliriz. Bunun için önerimiz 1932 yılından bu yana hizmet veren ve şehrin en lezzetli şarküterilerden biri olan Tamburini. Şarküterinin restoran kısmında oturup sipariş verebileceğiniz gibi, cama doğru dizdikleri soğuk yemekler ve mezelerden paket yaptırıp dışarıda da yiyebiliyorsunuz. Bologna’daki tatlı durağımız ise 1907 yılından beri faaliyet gösteren ve şehrin en eski pastanesi olan Gamberini. Bu şirin pastanenin cannoli ve biscotti gibi birçok kendine özel lezzeti bulunmakta. Bologna, her ne kadar diğer İtalyan şehirlerine göre küçük ve daha az turistik olsa da zengin tarihi, insanı kendine hayran bırakan kızıl mimarisi ve lezzetli mutfağıyla mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri.