Kurumsal dergimiz “Aramızda” için her ay yazan dünya gezgini Gezibo’nun kaleme aldığı birbirinden ilginç yol hikayeleriyle gezip görmeyi seven çalışanlarımıza dünyanın güzelliklerini tanıtmaya devam ediyoruz. Mutlaka görülmeye değer bu eşsiz destinasyonları siz okuyucularımızla da paylaşmak istiyoruz.

Gelin, bu kez Fransa deyince aklımıza ilk gelen Paris şehrinin ötesine gidelim ve Fransa’nın büyüleyen kültür mirası Le Mont Saint Michel Manastırı’nı daha yakından tanıyalım. 

***

Bugün Fransa deyince birçoğumuzun aklına muhtemelen ilk olarak Paris geliyordur. Ancak Fransa’nın Paris dışındaki şehirlerini gezip görme fırsatı bulanlar bilir, ülkenin her bölgesi birbirinden güzeldir ve her bölgenin de kendine has karakteristik özellikleri, görülecek ve gezilecek yerleri vardır. İşte bu seferki durağımız Fransa’nın kuzeyinde, Bretanya ve Normandiya bölgelerinin tam ortasında yer alan Mont Saint Michel Manastırı. Bretanya ve Normandiya bölgeleri; uçsuz bucaksız mısır tarlaları, meyve bahçeleri, iki katlı taş evleri ve pitoresk manzaralarıyla meşhur olsa da bugün bölgenin en meşhur yapısı şüphesiz Mont Saint Michel Manastırı’dır.

Günümüzde Normandiya’nın simgesi ve bir kültür mirası olan Mont Saint Michel, Guy de Maupassant’ın deyişiyle “devasa granit bir mücevher, oya kadar ince kuleler ve narin çan kuleleriyle dolu” ihtişamlı bir manastırdır. Mont Saint Michel, Avrupa’nın en şiddetli gelgitlerinin olduğu, tehlikeli bataklıklarla çevrelenmiş ve yalnızca dar bir geçitle ulaşılabilen bir kayanın üzerinden görkemle yükselmektedir. Mont Saint Michel’in bu kadar ilginç ve özel bir yer olmasında bu gelgitlerin (metcezir) rolü büyüktür. Zira bu gelgitler sırasında deniz seviyesi neredeyse 14 metreye kadar alçalırken, deniz de manastırdan 14 kilometre kadar uzaklaşmaktadır. Deniz çekildiği zaman turistlerin rehber eşliğinde etraftaki kumlarda yürüyüş yapması ve yakında bulunan küçük adaya yürüyerek geçmesi de mümkündür.

En Ünlü Hac Yerlerinden

İlk olarak 8. yüzyılda bir ibadethane olarak inşa edilen manastır, zaman içerisinde eklemeler yapılarak bugünkü halini almıştır. Bu küçük adacığa en son yapılan eklemeyse bugün tam tepeden göğe doğru yükselen Neogotik üsluplu manastırdır. Mont Saint Michel Manastırı’nın tepesinde yer aldığı kayanın etrafı, bataklığa gömülme ya da suların yükselmesiyle boğulma riskini barındırsa da Orta Çağ hacıları için en ünlü haç yerlerinden biri olmuştur. Üstelik Mont Saint Michel 12. yüzyılda, Fransa kralı VII. Louis ile İngiltere kralı II. Henry arasındaki barış görüşmelerine de ev sahipliği yapınca, büyük manastırın ünü daha da artmış ve otoritesi garanti altına alınmıştır. Mont Saint Michel, bugün içerisinde barındırdığı kilise, hapishane, hediyelik eşya dükkanları, restoranlar ve otellerle beraber adeta küçük eski bir şehir havasındadır ve burayı gezmek adeta geçmişe yolculuk yapmak gibidir.

Mont Saint Michel’deki La Mère Poulard’ın İlginç Hikayesi

Mont Saint Michel’e geldiğinizde atlamamanız gereken şeylerden bir tanesi de meşhur La Mère Poulard’ın restoranına uğrayıp omletlerinden tatmak ve dükkanında satılan bisküvilerden almaktır. Mont Saint Michel’de çok meşhur olan La Mère Poulard’ın (Poulard Anne) ilginç de bir hikayesi vardır. Fransız devrimi sırasında manastır binalarına el konulmuş ve hapishaneye dönüştürülmüştü. Ancak Victor Hugo, başlattığı kitlesel protesto kampanyası ile buranın 19. yüzyıl ortalarında restore edilmesini sağladı. İşte Victor Hugo’nun başlattığı bu kampanya sonucu buradaki tamir işlerini üstlenen mimar, buraya taşınırken hizmetçisini de getirir. Burada bir fırıncının oğluyla evlenip, otelciliğe başlayan bu hizmetçi bugün Mont Saint Michel’in dillere destan La Mère Poulard’dan başkası değildir. Bugün Mont Saint Michel’de oteli, restoranı ve dükkanı bulunan La Mère Poulard, turistlerin Mont Saint Michel’de en çok ilgi gösterdiği dükkanlardan biridir.

Eğer siz de Fransa’ya gittiğinizde Paris dışına çıkıp yeni yerler keşfetmek niyetindeyseniz, Mont Saint Michel Manastırı; tarihi, ünü ve bütün ihtişamıyla sizleri bekliyor. Paris’ten Mont Saint Michel’e dilerseniz kendi arabanızla 4 saat gibi bir sürede dilerseniz de TGV denilen hızlı trenlerle önce Rennes’e oradan da otobüsle toplam 3,5 saatte Mont Saint Michel’e varabilirsiniz.