Değişim İstiyorsak Biz de Değişeceğiz

Haydar Yenigün
Yazarlar

Haydar Yenigün Genel Müdür

Neredeyse her yazımda üstüne basa basa vurguladığım bir hedefimiz var: Vizyonumuz. Bu doğrultuda bugüne kadar attığımız adımları, ektiğimiz tohumları biliyorsunuz. Bugün sizlere farklı bir bakış açısı, başka bir ufuk tarif edeceğim.

Sürekli bir değişimden, dönüşümden bahsediyoruz. Dijitalleşme, yalınlaşma, inovasyon, ortak kültür… Her biri oldukça önemli bu başlıklar bir araya geldiklerinde güçlü bir zincir oluşturacak, bu kesin. Ama değişen dünya düzeni, nesiller, yapılar, yaşamlar, beklentiler ve tarzların varlığı, bu güçlü zinciri oluşturmakta katkısı olacak her birimizin de değişmesini gerektiriyor.

Değişimin nasıl olması gerektiğine birazdan değineceğim, ama önce değişim olmazsa neler yaşanacağından bahsetmek istiyorum.

Bir örnek ele alalım. Günümüzün en büyük sorunlarından biri beyin göçü… Bu konuya gerektiği şekilde eğilmezsek, sonuçları bizleri tasarladığımız geleceğe götürmeyebilir, önünü alamayacağımız bambaşka senaryolara taşıyabilir. Her birimize düşen görev öncelikle birbirimizi anlamaya çalışmak olmalı. Kuşak tanımlamalarını hepimiz okuyoruz, bu bazılarımızda ön yargı da oluşturuyor olabilir. Bu tespitlerin bazıları doğru da olabilir. Biz hepimiz belli kuşaklara ait; benliğimizi, kişiliğimizi oluşturmuş; farklı öncelikleri ve iş anlayışı olan insanlar olabiliriz. Buna kuşak çatışması demek, durumun bütününü görmezden gelmekle aynı şey. Oysa ben farklılıklarımızı her zaman zenginliğimiz olarak görüyorum.

Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekleyemeyiz. Eğer nesiller değişiyorsa, beklentiler değişiyorsa, tatmin hissinin tanımı değişiyorsa geçmişteki yönetim modelleri başarılı oldu diye bugün de olacağı anlamına gelmiyor. Eğer nesiller değişiyorsa… O zaman hep birlikte biz de değişeceğiz.

Çünkü değişim hepimiz için gereklidir ve özellikle kültürel değişim ayak uydurulması mutlak olan bir değişim modelidir. Kültürel değişime karşı durmak, karşı koymak birey olarak her birimizi etkileyecek büyük sonuçlar doğurur. Ortak kültürümüz Dinamik Denge için yaptığımız çalışmalar, bu açıdan da çok değerli. Her birimiz kendimizde gelişmeler görüyoruz. Ben etrafımdaki insanlarla nasıl iletişim kurduğuma çok dikkat ediyorum, tepkileri gözlemliyorum. Hareketlerimi, yorumlarımı geliştiriyorum, uyarlıyorum. Aldığım geri bildirimleri mücevher gibi saklıyorum. Değiştiğimi hissediyorum ve bunu hissettikçe bu konu üzerine daha çok düşünüyor buluyorum kendimi ve daha da şevkleniyorum.

Geçmişin benmerkezci liderlik yaklaşımını halen bazı platformlarda görüyor ve bundan ötürü rahatsızlık duyuyoruz. İçinde insan olan her yapı, her kurum, her iş yeri yaşayan bir organizma gibi evirilmeye, gelişime ve değişime ihtiyaç duyar. Toplumun en küçük yapısı olan aileyi ele alalım. Baskıcı bir lider konumunda evin babasını düşünün. Evin genç üyeleri üzerinde kurduğu baskı ailenin “beyin göçüne” neden olacaktır. Bunun önüne geçmek neredeyse imkânsızdır.

Toplumun en küçük birimini, insan olan her yapıya ve hatta topluma yansıtacak olursak çizmek istediğim resmi daha net görebileceğinizi düşünüyorum.

Şimdi gelelim değişime ve değişimin önemine. Başarı kriterlerinin farklılaştığı, tek başına ulaşılan başarıların toplam fayda gözetildiğinde yetersiz olduğu yeni bir düzen oluşuyor. Kişisel hedeflere ulaşma sürecinde yitirilen birçok değer, vakit ve emek maalesef geri alınamıyor.

Ben böyle olmasını istiyorum, benim gibi düşünmenizi istiyorum, ben olsam böyle yapardım tarzında bir yönetim; en tepede de olsanız sadece kendiniz için değil, hem şirket çıkarları hem de çalışma ekosisteminiz için çok tehlikeli bir zemin oluşturuyor.

Bu noktada sizlerle paylaşmak istediğim bir iç görü var. Artık empati kurabilen; geri bildirimden ziyade ileri bildirimle ekibini, çalışma arkadaşlarını kucaklayabilen; “ben” değil, “biz” diyebilen; vicdanı da zihni de hür olan; kalıplar ve köşeler içine sıkışmamış yönetici ve çalışan profili oluşmakta. Bir zamanların sadece başarılı olmak üzerine hırsları ile harekete geçen, motivasyonu “her ne pahasına olursa olsun” tarzı bir hırsdan bahsediyorum, bu miadını doldurdu. Yeni düzende bencillik değil, bensizlik değerli. Ve bu profile sahip insanlar çoğaldıkça yukarıda da bahsettiğim kültürel değişim olumlu yönde gerçekleşecektir.

Peki, bu profil nasıl bir profil? Bunu kendimizde nasıl uygulayacağız? Kendini tanımak çok önemli, başlangıç noktası kendinin farkında olmak. Hedefin net olarak belirlenmesi gerekiyor. İç disiplininizi sağlayıp pozitif bir çaba sarf etmeniz gerekiyor. İleri bildirim ve ardından yürüteceğiniz değerlendirme süreciyle elde edeceğiniz başarı… Bunların çoğu daha önceden duyduğunuz, bildiğiniz; ancak uygulama konusunda yeterli motivasyona sahip olmadığımız şeyler olabilir. Özellikle ileri bildirim kelime dağarcığımıza bile yeni giren bir kavram. Ve hedeflediğimiz değişimde önemli bir rolü var. Biraz açmam gerekirse, geri bildirimden farkı daha önce yapılmış, bitmiş bir konu üzerinden olumlu ya da olumsuz bildirim vermektense, ileriye yönelik hedefleri çalışma arkadaşlarınızla paylaşıp rotamızı nereye kırdığımızı net bir şekilde ifade etmenizdir.

Daha sonraki yazılarımda sizlere bu vasıflarda bir liderlik modelini daha detaylı ve derinlemesine incelemelerle anlatacak, farklı örneklere değineceğim.

Konu ile ilgili çok beğendiğim bir makaleyi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Lütfen sizler de inovasyon için yeni bir kültür modelinden bahseden bu makaleyi okuyun* ve deneyimlerinizi, yaşanmışlıklarınızı ve bu konu bağlamındaki fikirlerinizi yorumlarınızda paylaşın.

 

*: hbrturkiye.com sitesinde yer alan bu makaleyi okumak için üye olmanız gerekmektedir. Ücretsiz üyelik seçeneği mevcuttur. 

  • Yorumlar

Bu yazıya ilk yorumu sen yap.